Tuna Nehri kıyısında kurulmuş, Bulgaristan’ ın beşinci büyük kenti.
Osmanlı döneminde Rusçuk, öncesi ise Rus Kasrı adıyla biliniyor.

Komünist rejimin yıkılmasının ardından çok göç olmuş. Çok sayıda Türk’ün Türkiye’ye göç etmesi nedeniyle buradaki Türk nüfusunda da ciddi bir azalma olmuş.Ancak bugün hala az da olsa yaşayan Müslüman Türkler varmış.
Romanya turu esnasında görme fırsatı yakaldığımız kent, tipik bir Avrupa kentini andırıyor.


Özgürlük Meydanı’ndaki Neo-klasik Sava Ognianov Drama Tiyatrosu binasını görmekle başlıyoruz gezimize.

Ara sokaklara daldıkça zarif işlemelerle donatılmış yapılara bakarken hayran kalıyoruz.O motiflere bakarken bir yandan da şehrin yaşanmışlık hikayelerini dinlemek son derece güzel duygular yaşatıyor insana.Yeni yıl dolayısyla cadde ve sokak boyu tüm restaurant ve cafeler dolu.


Şehrin kalbi Freedom Square’da atıyor. Meydanda küçük hediyelikler ve yöresel ürünler satan stantlara göz attık.Sıcak şarap satan tezgahlardan şarap alıp yudumladık.


Bulgaristan’ın Osmanlı egemenliğinden kurtuluşunun simgesi olan heykelin önünde fotoğraflarımızı çektik.


Adalet Sarayı,


Opera binası,


Sveta Troitsa Kilisesi,(kentin en eski kilisesi)


Zahari Stoyanov Evi,( Yazar Zahari Stoyanovun müzeye çevrilen evi)


Natural Park Rusenski Lom (Orta Çağ kenti Cherven’in kalıntılarının da bulunduğu park)


St.Dimitar Basarbovski Manastırı( Bulgaristandaki tek aktif kaya manastırı)

Natinol Museum of Transport (Bulgaristanın ulaşım müzesi)
Gezilecek yerler arasında.

Written by 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir