Doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle yerli yabancı ,yılın her döneminde oldukça kalabalık bir kitlenin beğenisini kazanan bir tatil beldesi Assos.

Kalabalık olmasın diyorsanız bahar ve sonbahar mevsiminde burayı tercih edebilirsiniz.Deniz suyu soğuk olsa da yaz tatili için en ideal zamanlar.

Kış aylarında da kafa dinlemek için liman bölgesindeki oteller hizmet veriyorlar.

Aracınızla İstanbul- Bursa –Balıkesir-Edremit üzeri, Küçükkuyu’dan sonra Assos’a ulaşabilir,ya da Tekirdağ –Keşan –Eceabat ve Kilitbahir üzerinden feribotla geçerek Çanakkale’ye gelebilir.Buradan da Çanakkale-İzmir yolundan Ayvacık’tan saparak Assos’a ulaşım sağlayabilirsiniz.Assosa gelen direk otobüs yok.Ama

Çanakkale’den Assos’a ulaşım sağlayan minibüs ve otobüsler mevcut.

Hem denize hem de karaya hakim olan kent, tarihte önemli bir liman kenti olma özelliğini taşıyor.

Güneyinde Ege Denizi ve Lesvos (Midilli) adası, Kuzeyinde Truva (Troya), Batısında Lekton (Babakale) , Doğusunda İda Dağı (Kazdağları) ve Güney Doğusunda Pergamon bulunmakta.

Tarihte Lydialılar, Persler, Helenler, Romalılar kentte bir süre hakimiyet sürdükten sonra 14. Yüzyılda Assos, Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmış.Assos’u Antik Kent, Antik Liman, Koylar ve Behramkale Köyü ,olmak üzere bölgelere ayırarak gezerseniz bir şey kaçırmamış olursunuz.

Antik Kentin çevresi 3200 metre uzunluğunda 20 metre yüksekliğinde surlarla çevrili. Surların inşaasının M.Ö. 4. Yy a dayandığı biliniyor. Kente giriş ve çıkışı sağlayan iki ana kapı bulunuyor. Doğu ve batı kapılarının önündeki alan nekrapol(mezarlık) olarak kullanılmış.

Şu anda liman tarafındaki giriş ( batı) kapalı.Köyün içinden geçerek ulaşabileceğiniz tepedeki kapıdan giriş yapabilirsiniz,müze kart geçiyor.yazın saat 08-20 kışın 08-17 saatleri arası açık.Bu saatler arasında içerideyseniz sizi çıkarmıyorlar.

Özellikle batı kapısı önünde bulunan lahit mezarlar , “insan yiyen” olarak biliniyor.Antik kentin en değerli yapısı en yüksek noktasında bulunan Athena Tapınağı . Antik dönemde Zeus’un kızı ve 12 Olimpos Tanrısından biri olan Athena, kentin koruyucu tanrıçası.

Tepeye çıktığınızda;Karşıda Midilli Adası, masmavi Ege denizi, yüzünüzüne hafif sert çalınan rüzgar, özellikle gün batımında sizi antik çağlara götürecek. Tapınağın kutsal odasında bulunan tanrıça heykeli 1800’lü yıllarda Amerikalılar tarafından götürülmüş. Tarihi buluntulardan bazıları da tarihi eser kaçakçılarına kurban gitmekten kurtulamamış maalesef. Sütunların üzerlerindeki frizlerin bir kısmı Boston Müzesi, Louvre Müzesi ve İstanbul Arkeoloji müzesinde saklanıyor.

Assos Antik Kenti’nin limana inen yolun solundaki alanda ,zamanında 2500 kişinin ağırlandığı büyük Roma tiyatrosu göze çarpıyor.Şu an büyük ölçüde yıkılmış.Çeşitli restorasyonlardan sonra bu halini almış.Meclis Binası,Hamam Agora ve Gymnasium’ a ait kalıntıları da görmeniz mümkün. Kalıntılar arasından tiyatronun önünden devam eden yol, limana iniyor.

Behramkale Köyü ve limandaki binaların tamamı kızıl andezit taşından yapılmış.Sokakları da bu taşlarla kaplı.Sokakların önleri sardunyalar ,şifalı otlar, hediyelikler, midye kabuklarından yapılmış küçük objeler ve rüzgar çanlarıyla dolu.

Buradaki tek sıkıntı dar sokaklardan dolayı iki arabanın geçme ihtimali yok ve liman bölgesinde otopark sıkıntılı.Az sayıda araç parkedilebildiği için ,aracınızı yukarda köy tarafında yol üzerine

bırakmanızı ve tepeden yürüyerek ,Ege ve Antik Liman manzarasına baka baka aşağı inmenizi tavsiye ederim.


Assos’ un en önemli özelliklerinden biri de ünlü Filozof Platon’un öğrencilerinden Aristo ‘nun bir süre Assosta yaşamış ve burada bir felsefe okulu kurmuş olmasıdır.Hikayeye göre, Aristotales, Assos’a bir felsefe okulu kurması için Assos Kralı Hermias tarafından davet edilir. Okul açmak için geldiği Assos’da 3 yıl kalan Aristo ve kralın üvey kızı Pythias birlerine aşık olup evlenirler.

Assos , insanı tazeleyen, şehir karmaşasından arındıran , huzur veren cam gibi denize ve kazdağlarından gelen bol oksijene sahip.

Antik limanda kalabileceğiniz birkaç ünlü butik taş otel var. Denize nazır rengarenk çiçekler arasında ege mezelerini (kabak çiçeği dolması, fava,kalamar dolması, köz patlıcan salatası,deniz börülcesi,lakerda,şakşuka) ve deniz ürünlerini (orfoz,çipura,levrek,çiroz,karides,kalamar) yiyip bolca keyif yapabilirsiniz.Avcı böreği ,otlu gözleme ve otlu dondurma burada tadabileceğiniz diğer ünlü lezzetlerden.
Özellikle yöreye ait karpuzlar ve organik reçeller sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi haline gelmiştir.
Liman bölgesinde denize girmek isterseniz, iskeleden giriyorsunuz.

Bir diğer nokta Kadırga Koyu. Burada da bir çok işletme ve otel bulunuyor. Hepsi birbiriyle hemen hemen aynı konsepte olan otellerin kendine ait ücretsiz plajları var. Halk plajı da mevcut.

Ayrıca Sivrice, Sokakağzı, Babakale Akliman Koylarına da uğrayıp pırıl pırıl denizin tadını doya doya çıkarabilirsiniz.
Dalış meraklıları için Sokakağzı Koyunda bir dalış noktası var.Dalış eğitiminiz olmasa da bunu tecrübe etme şansınız var.
Kaz Dağları başta olmak üzere bu çevrede de kamp yababileceğiniz birçok alan ve campingler mevcut.Athena,Serenay,Yelken, Gargara ve Öz Camping bunlardan bazıları.


Gezinizin arasında, Behramkale Köyünde,köy kahvesinde sakızlı kahvenizi, meşhur Karadut suyunu da mutlaka için.


Sıra alışverişe gelince; Kaz dağlarından toplanan kekik, şifalı otlar ve lavantalardan , köy halkının el emeği lezzetlerinden satın almayı unutmayın. Yol üzerinde zeytin ve zeytinyağı satıcılarını kesinlikle atlamayın.Özellikle taşkırma zeytini ,zeytinyağını ,zeytinyağından üretilen doğal sabunları mutlaka alın derim.Yine buraya özgü ezine peyniri ve biber salçasını kaçırmayın .


Buraya kadar gelmişken Adatepe ve Yeşilyurt Köyü’nü de mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Written by 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir