BURGAZADA

İstanbul’da bir hafta sonu uyandınız ve nefes almaya ihtiyacınız var.Hava nasıl olursa olsun;  şehir hatlarının sefer saatlerine bakıp, Bostancı ya ada Kadıköy’den adalar vapuruyla ulaşabilirsiniz Burgazada’ya.

Adaya ayak basar basmaz ,sizi ev sahibi edasıyla kedi ve köpekler karşılıyor. Doğa deniz martılar ,tarih heryanınızı sarıyor ve adeta kucaklıyor sizi sevgiyle.Üstümdeki bütün yüklerimi omzumdan hemen oracığa bırakıveriyorum.Önce iskelenin karşısındaki meşhur pastanede kahvaltı ve çay,kahve keyfi yapıyorum.(Milföy pastaları da harika ,aklınızda olsun).Sonra rengarenk ada sokaklarında ; çam kokusunu içimize  çekerek yürümeye başlıyoruz Kalpazankaya’ya doğru.Ara sıra önümden arkamdan sessizce yaklaşan köpeklerden ürksem de devam ediyoruz.Eğer yürümek istemezseniz ; bisiklet kiralayabilir ve ya faytonla da keşfedebilirsiniz adayı .

Biz yürümeyi tercih edenlerdeniz.Her seferinde tekrar tekrar keşfediyoruz adayı.Ormanın içinden denize ve tarihi evlere bakarken Burgazada Manastırını ve bahçesini görüyoruz.Dışardan bir kaç fotoğraf alarak Burgazada Öğretmenevi’ne doğru yola devam.Ada da konaklayabileceğiniz seçeneklerden biri olan öğretmenevi ahşap özelliğini koruyor. Çok fazla odasının olmaması ve yoğunluk sebebiyle önceden rezervasyon yaptırmanız şart.Çok fazla beklentiniz olmasın sadece kalacak bir oda gözüyle bakın.Terasta bir soluklanma iyi geliyor insana .Manzara  muhteşem…

Kalacak yer ayarlandığına göre yola devam.Kalpazankaya, adanın günbatımını seyredebileceğiniz eşsiz yerlerinden.Aynı isimde  restaurantı var bahçesinde.Burada güzel manzara eşliğinde yemeğinizi yiyebilir ,içkinizi yudumlayabilirsiniz.Yazları epey kalabalık oluyor.Ağaçların içinden aşağı doğru inen yolu takip ettiğinizde denize girilebilecek alanı var.Burada vaktin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

Ada müdavimlerinden biri olan ünlü şair Sait Faik Abasıyanık Müzesine uğramadan adayı gezmiş sayılmazsınız tabi.Aynı yolu takip ederek ada merkezine doğru yürüdüğünüzde yol ayrımını göreceksiniz.Soldaki yol üzerinde Burgazada Camii yeralmakta.Adaya vapurla yaklaşırken de mutlaka  görmüş olmalısınız.Sağdaki yolu takip ederek Burgazada Kilisesine (Ayios İoanis Rum Ortodoks  Kilisesi) varıyoruz

Birçok restorasyon gören kilisede pazarları hala ayinler devam ediyormuş.Vaftizci Yahya’ya adanmış bir kiliseymiş.Hemen arkasında yedi basamaklı bir ayazması olduğu söyleniyor.Ayrıca zamanın ünlü din adamı Methodius bu kilisede bir hücrede mahkum edilmiş.Kapalı olması sebebiyle kilise ziyaretini bir sonraki sefere bıraktık ve Sait Faik Abasıyanık Müzesine devam ettik.

Müzeye bahçe kapısından girip , arkaya doğru ilerlediğinizde ağaç dallarından uzanan mektupları göreceksiniz .Ayak üstü merakla ve hayranlıkla okuduk birkaç mektup.Esas tarih müzenin içindeydi tabi.Ahşap merdivenlerden tırmanıp ,ünlü şairin hayatına tanıklık etmeye geldi sıra.Duygularımı ifade etmem çok zor.Bu havayı solumayı ve şairle birlikte yaşamayı hayal ediyorum saatlerce.Başka bir boyuta geçiveriyorum her tarihi yerde olduğu gibi.Beni bıraksanız tüm günümü burda geçireceğim neredeyse….

Şiir di mektup du derken epey duygusala bağlamış vaziyette sahile doğru iniyor ve sonunda adanın meşhur restaurantlarından Barbayani’ye oturuyoruz.Yaz,kış,sonbahar,ilkbahar ; kısacası her mevsim başka güzel buradan ada manzarası.Karşıınızda Heybeliada ve İstanbul.Bir adım uzağınızda deniz ve martılar, birbirinden lezzetli rum mezeleri ve deniz ürünleri …Uzaktan gelirmişcesine hafif  , rum ezgileri eşliğinde yemeğinizi yiyip anın tadını çıkarın.  Hele bir de yanınızda sevdikleriniz varsa değmeyin keyfinize…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*