Alanya gezilecek yerler


Alanya , denizi  ve  kumsalıyla beşyıldızlı otelleriyle turizmin gözde  yerlerinden biri olmuş bugüne kadar. Fakat sadece coğrafi ve doğal güzellikleriyle değil tarihi mirasıyla da görülmeye değer bir yer Alanya. Alanya’yı gezmeye Kale ,Tersane ve Kızılkule’yle başlıyoruz.

 

         ALANYA KALESİ

 

Alanya’nın simgesi haline gelmiş olan Kale 1200 lü yıllarda Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından Sultan Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmış.Kalenin surlarının toplam uzunluğu 6,5 km’ ymiş. Tam bir Açıkhava müzesi olan kale, denizden ve karadan ulaşımı zor olan ,en iyi korunmuş kalelerden biridir. Alanya Kalesinin surları, Kızılkule’den başlayarak, Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı ,Cilvarda Burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcu’na inerek Tophane ve Tersane’yi geçip başladığı yer olan Kızılkule’de sonlanır. Kaleye çıkan yol üzerinde ve bulunduğu tepenin yamaçlarında ahşap ve kagir evlerin bazıları restoran ve kafeterya olarak işletilmekte bazılarında ise yapılan restorasyonlar sonucunda ikamet edilmekteymiş.

 

KIZILKULE

 

Selçuklu mimarisi olan Kızılkule ,denizden gelebilecek saldırılara karşı tersane ve limanı koruyabilmek için denetleme kulesi olarak yapılmış.İnşaat sırasında belli bir yüksekliğe gelindikten sonra, taş blokları kaldırmak zahmetli olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla tamamlanmış ve bu nedenle adı Kızılkule olarak anılmıştır.Kuleye yüksek aralıklardan oluşmuş 85 basamaklı merdivenle çıktık.33 metre yüksekliğinde ve 12.5 metre genişliğinde ve sekizgen planlı bir yapı.Her katı tek tek geziyoruz,her katın kendine has bir havası ve görevi var.En üst kata çıktığınızda Alanya Liman ve Tersane tüm güzelliğiyle karşısnızda.Burada doya doya manzarayı seyredip fotoğraf çekebilirsiniz.

 

TERSANE

 

 

Denize paralel surlardan yürüyerek Tersaneye geçiyoruz.Kemerli beş gözden oluşan Tersane, Selçukluların Akdeniz’deki ilk tersanesi.Daha önce Karadeniz’de Sinop Tersanesi’ni yaptıran Alaaddin Keykubat ‘’İki denizin Sultanı’’ünvanını almış.Tersanenin ilk giriş kısmındaki oda ;o dönemde ,mescit ve depo olarak kullanılmış olup ; diğer arkada kalan oda ise muhafız odası olarak düzenlendiği sanılmakta.Kapı girişindeki yazıt Sultan Keykubat’ın arma ve rozetini taşır.

İçinde gemi yapım ve onarım ekipmanlarının maketlerini görebilirsiniz. Gemilerin tersaneye giriş çıkış yaptığı kemerlerden denizden geçen korsan konseptli gemileri fotoğrafıyabilirsiniz. Tarih ve sanat tutkunu olan herkesin beğenerek gezeceği bir yer.

 

 

DAMLATAŞ MAĞARASI

 

Alanya ilçe merkezinin içinde, Kleopatra Plajının üst tarafında ,kayalık bir yarımaada da ,iri sarkıt ve dikitlerle kaplı olan karstik bir mağaradır.1948 yılında liman inşaatı sırasında dinamit eteşlenmesi sonucu bulunan mağaranın yörede şifalı olması ile biliniyor.Öyle ki ;Günün belli saatlerinin astım hastaları için ayrıldığı söyleniyor.İçerinin ısısı yaz-kış 22 C dereceymiş.Mağaraya girmenizle çıkmanız neredeyse bir.Çok küçük ,ama içinde binlerce yıldır oluşmuş sütunlar,sarkıtlar ve dikitler görülmeye değer.Nem oranı %98 ve ortamda bulunan fazla karbondioksiti hissediyorsunuz.Bizim içeriye girince göğsümüzde bir ağırlık oluştu boğazda batma yanma hissi.Küçük olmasının da etkisiyle insan biraz panikliyor bu durumda.Ortamın radyoaktivite de ihtiva ettiği biliniyor.

 

DİM MAĞARASI

 

Alanya merkeze 1saat uzaklıkta olan Dim Mağarası Türkiye’nin ilk özel şirket tarafından turizme açılmış mağarasıdır. 1986 yılında Maden bilimciler tarafından ortaya çıkarılmış. Önceleri halk tarafından barınak olarak kullanılmış. Dışardan baktığınızda hiç birşey göremeyeceğiniz fakat o heybetli dağın içine girdiğinizde hayran kalacağınız bir oluşum . Damlataş mağarasından bir kaç kat büyük bir mağara. Küçük küçük heykelcikler, şelaleler , sarkıt ve dikitler , makarna ,sütunlar oluşmuş kayalardan. Dört ana bölümden oluşuyor. Mağaraya girer girmez, soldan göle kadar ilerlemenizi tavsiye ederim. Sağ bölümde çok bir şey yok zaten. Baktıkça birçok nesneye ve canlıya benzetmeniz mümkün. Kendinizi bir korku filminde bile sanabilirsiniz bir süre sonra. Gezerken içiniz ürperiyor, aynı zamanda göz kamaştırıcı bir ortam. Hem huzur duydum hem de değişik bir endişe. Çok garip!…Karmaşık duygular yaşıyorsunuz , hem sonuna kadar basamakları çıkmak hem de koşa koşa geri çıkmak istiyorsunuz. Hele ileriye doğru gittikçe uzaktan gelen ney sesini duydukça tüyleriniz diken diken olacak. Acayip mistik bir ortam. Oldukça nemli bir ortam serin olmasına rağmen bunalabilirsiniz

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*